Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş döneminde askeri manevralar ile diplomatik hamleler eşit düzlemde bir önem taşımaktaydı. Bu nedenle, cumhuriyetin kurucu kadrolarının askeri mücadele ile birlikte diplomatik bir mücadele verdiklerini de görmek mümkündür. Bu isimler arasında ön plana çıkan İsmet İnönü son derece kısa bir süre zarfı içerisinde askerlikten diplomatik bir role terfi etmişti. Hızlı bir şekilde hem asker olarak cephede mücadele etmek durumunda olan hem de diplomatik görüşmeleri yürütmek durumunda kalan İnönü, bu şekilde, henüz hiç hazırlığının olmadığı bir alanda aktif rol almak durumunda kalmıştı. Hızlı bir şekilde Lozan Barış Konferansı ve İkinci Dünya Savaşı gibi kritik siyasi süreçlerin içerisinde kalan İnönü, askeri ve diplomatik kimliklerini birbirinden ayırmakta zorluk yaşamıştı. İkinci Dünya Savaşı’na kadar olan süreçteki portresine bakıldığında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu isimlerinden olan İnönü’nün askeri kimliğini koruyarak siyasi algılamalarını şekillendirdiği fark edilmektedir. Bu çalışma, İnönü’nün bu geçiş sürecini genel hatlarıyla ele almaya çalışmaktadır. Çalışmada, İnönü’nün diplomasiyi algılayış biçimi, diplomasiyi uygulama şekli, zorlu süreçlere dair yaklaşımları ve tüm bunların literatürdeki yansımalarını incelenmektedir.
During the founding period of the Republic of Türkiye, military maneuvers and diplomatic moves held equal importance. Therefore, it is possible to see that the founding figures of the republic waged a diplomatic struggle alongside the military struggle. Among these figures, İsmet İnönü stands out, having been promoted from a military to a diplomatic role in a remarkably short period. Rapidly finding himself both fighting on the front lines as a soldier and conducting diplomatic negotiations, İnönü was forced to take an active role in an area for which he was completely unprepared. Quickly drawn into critical political processes such as the Lausanne Peace Conference and the Second World War, İnönü struggled to separate his military and diplomatic identities. Looking at his portrait up to the Second World War, it is evident that İnönü, one of the founding figures of the Republic of Türkiye, shaped his political perceptions while maintaining his military identity. This study attempts to address this transition period of İnönü in general terms. The study examines İnönü's perception of diplomacy, his methods of applying diplomacy, his approaches to challenging processes, and the reflections of all these in the literature.